persembe

n
okuyacak baska hicbisey kalmamis gibi james and the giant peach i okuyorum bikac gecedir. hem de bu seneki kitap fuarindan alinmis, gicir. buyuk ihtimalle babam etrafimizdaki kucuk cocuklardan birine vermek icin aldi. ya da ben suursuzun tekiyim ve kendim istedim de aldim ama hatirlamiyorum. sonucta roald amcamizi her zaman sevdik.

bi hikayeye kendinizi kaptirip da sonrasinda herseyin ruyadan ibaret oldugunu anladigim o ani hic sevmiyorum. kendimi koca bi kandirmacanin icinde hissediyorum.
bugun antibiyotigin bittigi gun. agzimdaki o aci tadin(hani discilerin uyustururken yaptiklari igneden damlayan suyun tadi gibi)gececegi ve umarim uzun bir sure de geri donmeyecegi gun.

annem pinar beyaz'imi almis sonunda. sabah mukellef bir kahvalti ettim. artik mikrodalganin donmus ekmekleri eritebilen o muthis ozelliginden de yararlanmasini biliyorum. gercekten ise yariyomus. bugune kadar kullanilmamis olmasi ilginc tabi.

hava yine gunesli ve lodoslu. hic de palto giyesim olmamasina ragmen giydim. cunku ben kendini bilen bi insanim. nokta.
n
p.s.kitabim bitince filmi izlemek icin buyuk bi heyecan duyabilirim. ne de olsa tim burton'in is arkadasi bay selick tarafindan cekilmis.


3 comments:

dearjune. said...

kizarmis ekmek ustune pinar beyaz. thats the life.

d said...

evet ve de zeytin ezmesi. marmarabirlik. baharatli. thats the menu. my menu. rus revusu.

dearjune. said...

su hi fi izleme isini kahvalti zamaniyla mi birlestirsek. agzim sulandi lan.